Soma davasının kronolojisi: Hem işçinin hem de yargının katli

Türkiye tarihinin en büyük toplu işçi ölümünün yaşandığı Manisa’nın Soma ilçesindeki maden katliamının üzerinden 9 yıl geçti. 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma’da, yaşananların bir katliam olduğu dava sürecinde gözler önüne serildi. Ama katliam, madenden 301 işçinin cenazesinin çıkarılmasıyla bitmedi. Yargılama sürecinde yaşananlar, hukukun da işlemediğini gösterdi.

‘İHTİYAÇ MOLASI’NDAN SONRA 1,5 YIL GELMEYEN MÜTALAA

Soma davası, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 2015’te başlayan davanın mahkeme başkanı Aytaç Ballı’ydı. Ballı, binlerce sayfalık dosyaya hakimiyetiyle dikkat çeken bir mahkeme başkanıydı.

Davada neredeyse tamamlanmış, savcılığın esas hakkında mütalaasına sıra gelmişti. Mütalaa vermesi beklenen savcı, duruşmada ‘kısa bir ihtiyaç molası’ istedi, moladan sonra mütalaasını sunacağını söyledi. Mola bitti, mütalaası beklenen savcı süre istedi, dava uzadı.

BAŞKAN TERFİ YOLUYLA DOSYADAN UZAKLAŞTIRILDI

Savcının vermesi gereken mütalaa 1,5 yıl gelmedi. Mütalaa beklenirken başka bir sürpriz yaşandı, yargılamayı başından beri yürüten mahkeme başkanı Aytaç Ballı, ‘terfi yoluyla’ dosyadan uzaklaştırılıp Akhisar’dan İzmir’e gönderildi.

Yerine, Elbistan’da 11 madencinin hayatını kaybetmesiyle ilgili davada sanıklara para cezası veren Salih Pehlivanoğlu atandı. Pehlivanoğlu’nun atanmasından sonra savcılık mütalaasını verdi, sanıkların cezaları açıklandı.

11 Temmuz 2018’de çıkan kararda madenin sahibi Can Gürkan’a 15 yıl, Genel Müdür Ramazan Doğru’ya 22 yıl 6 ay, İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı’ya 22 yıl 6 ay, İşletme Müdürü Akın Çelik’e 18 yıl 9 ay, Maden Mühendisi Ertan Ersoy’a 18 yıl 9 ay hapis cezası verildi.

YARGITAY’DAN BEKLENMEYEN KARAR

Bu cezalar istinaf tarafından da onandı. Onama kararından sonra madenin sahibi Can Gürkan, tutuklu geçirdiği süre göz önünde bulundurularak tahliye edildi. Eylül 2020’de ise, Yargıtay 12. Ceza Dairesi ‘beklenmeyen’ bir şekilde bozma kararı verdi.

Yüksek yargı, sanıklara ‘bilinçli taksirle öldürme’ suçundan ceza verilmesini yanlış buluyor ve ‘olası kast’ diyordu. Bu da, sanıkların 301 kez ayrı ayrı cezalandırılmaları demekti. Yani, madenin sahibi ve yetkililerinin binlerce yıl hapisle cezalandırılmasının önü açılmıştı.

DURUŞMA GÜNÜ VERİLMEDİ, YENİ HEYETTE ‘TANIDIK’ İSİMLER

Yargıtay’ın bozma kararından sonra, hızla yeniden yargılamanın başlaması gerekiyordu. Ancak duruşma günü bir türlü verilmedi. Ta ki, 2021 yılının ocak ayına kadar. Yılbaşından hemen sonra, önce Soma davasında bozma kararı veren Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin üyeleri değiştirildi; daha sonra iki Yargıtay savcısı, ‘olası kast’ denilerek verilen bozma kararına itiraz etti.

Daireye yeni atanan üyeler ise tanıdık isimlerdi. Eski Adalet Bakanı Kenan İpek, eski Cezaevleri Genel Müdürü Mustafa Yapıcı ve eski Hakim ve Savcılar Kurulu Genel Sekreteri Fuzuli Aydoğdu getirildi.

10 Ekim 2015’teki Ankara Gar Katliamı’na ilişkin basın toplantısındaki tavırlarıyla gündem olan İpek’in yanı sıra, Yapıcı ve Aydoğdu da eski Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün “Aynı maklubeye kaşık sallayanlar bize FETÖ’yle mücadeleyi öğretmesinler” açıklamasından hemen sonra istifa etmeleriyle dikkat çeken isimlerdi.

İPEK’İN DOSYADAKİ İLK İŞLEMİ DEĞİL

Ayrıca, Kenan İpek’in Soma davasına dahli, sadece Yargıtay üyeliği döneminde değildi. İpek, 7 Haziran 2015 seçimleriyle 1 Kasım 2015’teki seçimler arasında kurulan hükümette görev aldı. Adalet Bakanlığı görevinden sonra, AK Parti hükümetinin Adalet Bakanlığı Müsteşarı oldu. Bakanlık müsteşarı, o dönem hakim ve savcıların atama kararlarına imza atan Hakim ve Savcılar Kurulu 1. Dairesi’nin de doğal üyesiydi. Davayı karar aşamasına getirmişken ‘terfi yoluyla’ dosyadan el çektirilen mahkeme başkanı Aytaç Ballı’nın İzmir’e atanması kararında, İpek’in de imzası vardı.

OY ÇOKLUĞUYLA KARAR DEĞİŞTİ

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’ne atanan bu üç isim, oy çokluğunu sağlıyordu ve atanmalarından 10 gün sonra en az 6 bin sayfalık dosyayı inceleyip karar verdi. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Eylül 2020’de oy birliğiyle ‘olası kast’ dediği kararını Ocak 2021’de oy çokluğuyla değiştirdi ve madenin sahibi Can Gürkan ile Türkiye Kömür İşletmeleri Baş Kontrolörleri Adem Ormanoğlu ve Efkan Kurt’un ‘bilinçli taksirle’ öldürme suçundan yargılanması gerektiğini belirtti.

Bilinçli taksir diyen üyeler İpek, Yapıcı ve Aydoğdu’du. Eski heyetten kalan daire başkanı Ahmet Er ve Nadir Güngüneş ise, ‘olası kast’ demekten vazgeçmedi. Hatta üye Güngüneş, muhalefet şerhinde, “Bu davada olası kast demezsek başka hiçbir davada olası kastla öldürme suçundan karar veremeyiz” ifadelerini kullanmıştı.

HER BİR İŞÇİ İÇİN 8 GÜN…

Eylül 2020’deki karardan sonra 4 ay boyunca verilmeyen duruşma günü, Ocak 2021’deki karardan yaklaşık 2 hafta sonra verildi ve aynı yılın nisan ayında yeniden yargılama başladı. 2021 haziranda mahkemeden karar çıktı, Can Gürkan’a bilinçli taksirle öldürme suçundan 20 yıl, aynı suçlamayla Türkiye Kömür İşletmeleri Baş Kontrolörleri Adem Ormanoğlu ve Efkan Kurt’a 12 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

2020 yılının Nisan ayında ilan edilen infaz düzenlemesi, madenin sahibi Can Gürkan’ın lehineydi. Tekrar tutuklanmayan Gürkan’ın, infaz düzenlemesi sayesinde 20 yıllık cezasının infazı 10 yıla düştü.

4 yıl 8 ay hapiste kalan Gürkan, 3 yıl da denetimli serbestlik hakkını kullanabilecek. Böylece, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nden çıkan karar Yargıtay tarafından tekrar onanırsa, Gürkan 2 yıl 2 ay daha hapse girip çıkacak. Gürkan, bir gün cezasının infazını tamamlarsa ölen her bir madenci için 8 gün hapis yatmış olacak.

MADENCİLERİN AVUKATLARI CEZAEVİNDE

Dava tüm bu aşamalardan geçerken, önce madenci yakınlarının avukatlarından Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı sonra da Can Atalay tutuklandı. Kozağaçlı tutuklanırken kendisine “Soma’da neden avukatlık yaptınız?” diye soruldu. “Bu ülkedeki en ucuz maliyet işçinin canıdır” diyen avukat Can Atalay ise Gezi davası nedeniyle hapishanede.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir